Sütlaç Hanım Sokakta, Ben Peşinde


Bir apartmanın bodrum katında doğan kızım Sütlaç, hayatını bizimle birlikte, evimizde geçirmekte. Yani hiç sokağa çıkmamış (veteriner dışında) ev kızı bizim Sütlaç :) Daha önceki yazımda anlatmıştım kızımı sizlere.
Yuvamızda prensesler gibi yaşasa da, içindeki sokakta yaşama güdüleri hep devam etmekte. Yaz gelince evimizin balkonunda masa üzerine oturup sokağı izler büyük bir merakla. Sokakta özgür gezen kedileri, köpekleri, kuşları, insanları...

Benim de hep içime oturur, sürekli vicdan azabı çekerim. Acaba sokakta kalıp özgür olsaydı? Daha mı iyi olurdu onun için? Yaşayacağı kısacık hayatı özgür ve daha mı mutlu geçirirdi?

Ne de olsa, yalnız bir avcı için, dış dünyanın fiziksel ve duyumsal rekabetinden yoksun, ev içinde geçen bir yaşam kadar doğası dışı bir durum olamaz. Ben açıkçası, kedimin doğal gereksinimlerini anlayarak ve araştırarak evimi ona uygun hale dönüştürmeye çalıştım. Ama ne kadar yararlı oluyor, onu ne kadar mutlu edebiliyorum bilmiyorum. Keyfi yerinde gözükse de, hep dışarıya karşı bir özlem görüyorum o güzel gözlerinde.

Şehirde, apartmanlar ve arabalar içinde yaşadığım için, sokağa çıkarmam mümkün değil.
Fakat bu yaz ilk defa kedilerimi yazlığa getirebildim. ( Seyahat kısmını, “Kabusa Dönen Yolculuk” adı altında çok yakında sizinle paylaşacağım. )
Evimiz site içerisinde, ana yola çok yakın olmayan ve bahçe içerisinde olduğundan gerekli hazırlıklarımı yapıp getirdim Sütlaç’ı.


Acaba sokaklar bir ev kedisi için çok mu tehlikeli?

Fakat, geldiğim ilk günden beri vicdanım ve mantığım arasında, gidip gelmekteyim. Sonuçta, sokaklar hiç evden çıkmamış bir kedi için fazlaca tehlikeli. Sokak kedilerinin, köpeklerin ve insanların saldırısına maruz kalabilir, dışarıdan mikrop kapabilir, kaybolabilir, araba çarpabilir, sokak ve insan gürültüsü onu ürkütüp içine kapanmasına neden olabilir. Ama onun da diğer kediler gibi, çimlerde koşmasını, uzanmasını, her tarafını çamur yapmasını, bütün çiçekleri teker teker koklamasını, kelebek kovalamasını, ağaçlara tırmanmasını, özgürce kafasına estiği gibi dolaşıp canı ne zaman isterse (ne zaman karnı acıkırsa yani :) ) gelmesini, kısaca doğanın tadını çıkarmasını istemekteyim.

Sonuçta, evde büyüyen kediler, sokakta kendilerini koruyabilmeleri için gereken pek çok şeyi öğrenmeden büyüdükleri için de endişem artmakta.


Vee bizim kızın sokak ile tanışma hikayesi başlıyor.

Halen endişeliyim dedim biraz önce, ama bakmayın bana, geldiğimiz zaman vicdanım ve endişem arasında vicdanım ağır bastı (hem bu sıcaklarda hem de yazlık bahçeli bir evde nasıl eve kapatabilirimki...) ve yazları sürekli kedilerini sitede serbest bırakan kedisever dostum Fügen Esen’den aldığım bilgiler doğrultusunda 4. gün bahçe kapısını açık bırakarak ilk adımı attım.

Öncelikle yeni geldiği bu eve alışması ve her yere koku bırakması gerektiğinden 3 gün hep evin içerisindeydi. 4. gün kapıya tel örgü yaptırdım ki, dışarıya çıkmasını istemediğim zamanlarda rahatça kapı açık oturabilelim, Sütlaç'ta dışarıya tel örgüden bakabilsin.

Bizim kız çok cesur ve çok meraklı olduğundan, kapıyı açar açmaz bahçeye inmesi çok uzun sürmedi. :) Bahçedeki her bir çiçeği, otu, taşı, toprağı kokladı.Hatta bazı otların tadına bile baktı.

 

Duyduğu onca heyecandan sonra bahçede keyif vakti.


2. günde artık çevreyi tanımaya başlayıp yan komşuya geçmek üzere planlar yapmıştı bile.

Bahçeye çiçekler sulandıktan sonra girdiği için üstünü başını temizleme faslı ( Çamurlu patilerle eve alır mıyım hiç? )

Veee serin taşlarda keyif zamanı :)

Bizim kızın tam bir “sokak kızı” olduğunu 2-3 günde öğrenmiş olduk. Artık komşulara da gitmeye başladığından, sabah birçok komşumuz uyurken (malum yazlık yer, geç kalkılıyor ) ben çıkıp gezmesine izin veriyor daha sonra eve alıyorum. Ayrıca sabahları çok da fazla tehlike olmuyor ortalıkta.

10 gün oldu geleli, bu süre içinde zamanı gelen kuduz aşısını ve 3 ayda bir yaptırdığım iç -dış parazit aşılarını aksatmadan yaptırdım. Köpeklere kullanılan tasmalardan aldım her ihtimale karşı. Fakat bu tasmalar KESİNLİKLE bir kediye uygun değil. Onların yaradılışına, karakterlerine, özgür ruhlarına o kadar ters ki!

Her sabah o çıkıp gezse de, ben çaktırmadan peşinden gidiyorum, başka bir kedi veya köpek gördüğüm zaman hemen kızımı kucaklayıp eve getiriyorum, 15 dakikayı geçti ve eve gelmediyse elimde mama kabı sallaya sallaya sitede Sütlaç’ı arıyorum ve aramadan döndüğümde evimin bahçesinde dinlenmeye çekildiğini görünce sevinç ve huzur doluyorum.

Son bir şey, şunu öğrendim ki, bir kedi sokağın tadını bir kere alırsa artık iflah olmuyormuş. Her sabah 7' de yatak odasına gelip uyandırıyor ve kalkmazsak sokak kapısını açmaya çalışıyor. Ve biz yaz tatilimizi sabahın 7 sinde kalkarak geçiriyoruz!
Ama olsun, yeterki Sütlacım mutlu olsun...

Gelecek yazım: Sokağa çıkan kedi ile ilgili dikkat edilecek noktalar

 

 

Etiketler
ev kedileri için sokaktaki tehlikel ev kedilerinin sokağa çıkması ev kedisini sokağa çıkartmak kediler için sokağın zararları sokak kedisi