Canan'ın Misket'i


Kedici arkadaşım Canan'ın kedilerini tanıtmaya devam ediyorum. Haşmet oğlandan sonra sıra Misket kızda, söz Canan'da :)

Güzel kızımla bundan beş sene önce tanıştık. Bir işim için Ataşehir Mozaik çarşıya girerken farkettim onu. Gelip ayaklarıma dolandı, sevdim, okşadım ama onu o gün orada bıraktım, belki de bir sahibi olabileceğini düşünerek. Bir hafta geçmeden, ne hikmetse pek de sık işimin düşmediği Mozaik çarşıdaydım yine ve benim güzel kızım yine oradaydı. Kader böyle birşey sanırım. Bu sefer, “bak” dedim, “alır giderim seni”. Zaten ”al“ der gibiydi ki hali. Bir iki telefon konuşması, bir iki akıl danışma derken, kucakladığım gibi taksiye atladım. İnsanın evinde Haşmet gibi bir azman olunca, bir değil beş kere düşünmek zorunda hissediyor kendini. “Acaba o geçimsiz oğlan bu güzelliğe bir şans verir mi?”

Şu haline bakınca inanması zor geliyor ama, o kadar çirkin suratlıydı ki, erkek zannediyordum onu. Veteriner ziyaretimizde öğrendik dişi olduğunu :) Çirkin ördek yavrusu misali, büyüdükçe güzelleşti benim kızım. Değme cins kedilere taş çıkaran zarif ve güzel bir kız oldu. Ne yaptı, etti, Haşmet gibi bir nemruta bile kendini sevdirdi. Günün bir yarısını kavga ederek, diğer yarısını ise koyun koyuna uyuyarak geçiren bir çift oluverdiler.

O öyle özel, öyle güzel bir kedi ki, evde onun gibi beş tane kedi besleyip, bir kedi beslemiş kadar bile yorulmazsınız. Oyuncudur, herhangi bir şeyle, misal bir paket lastiğiyle bile saatlerce oyalanır. “Gel benim güzel kızım, seveyim seni” dersiniz, gelir, “yavrum havamda değilim” dersiniz gider. Karnının doymasından başka bir beklentisi yoktur sizden. Sanki her daim, ona verdiğiniz çatı için şükreder. Bırakın sokağı, kapının önünü bile merak etmez. Korkaktır, hatta o kadar korkaktır ki neredeyse kendinden bile korkar. Beş yılı aşkın zamandır birlikte yaşamamıza rağmen, hala koridorda karşılaştığımızda beni ayaklarımdan tanımaz, yanımdan geçip gidebilmesi için eğilip tam yüzüne bakmam gerekir. Bir yıldır evimize gelen temizlikçiye hiç nasip olmamıştır onu görmek, hala kadının her gelişinde bir yerlere saklanır ve o gidene kadar tuvalet için bile çıkmaz.

Komiktir, televizyonda akan yazıları, futbol maçındaki topları yakalamaya çalışır. Görüntü, ekranın köşesinden kaybolunca anlam veremez, döner bir de televizyonun arkasına bakar. Sonra döner, miyavlamadan çok fısıltıya benzeyen sesiyle size sorar, “nereye gitti?” diye.

Bazı hallerine bakıp, fazlaca saf hatta aklı kıt zannedersiniz, ama öyle halleri vardır ki, bir kediye bu zeka fazla dersiniz.Ve en önemlisi, her zaman mutlu, her zaman halinden memnundur Misket. Hiçbirşeyden şikayet etmez, hiçbir şeye mırın kırın etmez. Hiçbir şey için ısrar etmez, hiçbir şeyin daha fazlasını istemez. Haşmet gibi bir kediyle yaşayan biri olarak, çölde bir vaha gibidir Misket’in bu hali. Ve ne yalan söyleyeyim, onda ki bu halinden memnuniyet, zaman zaman bir insan olarak beni bile kıskandırır.

Ama o şirinlik muskası, yabancı kedilere karşı öyle şirret bir cadıya dönüşür ki, şaşırır kalırsınız. Ne kadar kavga etseler de düşkündür Haşmet’e. Hiç unutmam, bir ara arkadaşımızın kedisi geçici olarak bizde kalıyordu. Kedi dediğim de siyam ve Haşmet’ten bile iri bir hayvan. Bizim cadoloz Haşmet bile misafirimiz Ares’ten tokadı yerken, bu miniminnacık hanım Ares’e saklanacak delik aratıyordu. Hele ki Ares Haşmet’e ters bir hareket yapmış olsun, vay o Ares’in haline 
Öyle tatlı, öyle munis, öyle zarif, öyle şirindir ki benim kızım, onu hiçbir şeye değişmem bu dünyada. Ve dilerim ki Allah ona uzun ömürler versin, benim çocuklarıma da böyle bir güzellikle tanışma, onunla yaşama şansı versin.

Etiketler
hikayeler