Betül'ün Meleği Minnaz..


Benim adım Minnaz...
Anneannemin ismini taşıyorum... Aslında anneannemin ismi Binnaz'mış ama annem biraz pisivari olsun diye bide anneannem çemkirmesin diye Minnaz koymuş ismimi. 1,5 sene taşıdığım bu ismi öyle sevdim ki her seslendiklerinde dönüp hemen bakardım bizimkilere....

Aslında annem de babam da hayvansever. Fakat annem hem çalıştığı, hem evle ilgilenmek zorunda olduğu ama daha da önemlisi çok ciddi bir hastalığı olduğu için evde evcil hayvan istemiyormuş. Babam da ısrarla bir kedimiz olsun diye yalvarır dururmuş hep. Annem yufka yüreklidir ve babamı da asla kırmaz. Benim babam anneme ne yaptırmak isterse önce yavaş yavaş aklına sokar ve o fikir ilk başta kuvvetle "hayır" larla karşılansa da yavaş yavaş "olur aslında" lara dönene kadar sabırla işler annemi.
Ve tabi yine öyle olmuş....

Haklı olarak annemin de bazı istekleri olmuş. Yok kısa tüylü olsun, yok fazla miyavlamasın. Bu konuda pek bilgi sahibi de değillermiş açıkçası. İnternetten araştırıp biyolojik annemi bulmuşlar ve bir cumartesi kardeşlerimle beni görmeye gelmişler. Ben tıpkı anneme benzerim bu arada..Babam 5 kardeş içinden daha tombul daha gri bir erkek kardeşimi gözüne kestirmiş önce. Ama annem en sıska ve en açık renkli beni görmüş almış avucuna bu olsun demiş.

minnaz1

Sanırım annemle bağım işte orda başladı. Bu, hikayenin bana anlatılan kısmıydı, şimdi sıra benim yaşadıklarımda. ( Bu arada bilmedikleri birşey vardı. Sahiplendikleri aile söylemese de ben daha 50 günlüktüm ve hala anne sütüyle besleniyordum...Neyse bu hikayeye sonra geliriz.)

minnaz2

Beni eve götürdüklerinde öyle korkmuştum ki hemen kanepenin altına attım kendimi. Kanepe ağırdı. Babamda bana malzeme ve mama almaya gitmişti.Annem tek başına çıkaramadı beni ordan ve babam gelene kadar korku içinde bekledim. Babam gelince ise güçlü kollarıyla kaldırdı kanepeyi ve kurtardı beni ordan. Sonra da kucağında sakinleştirdi beni.

Annemde o sırada girebileceğim tüm delikleri tıkamakla meşguldu. Bir kaç gün kalabalık ailemden ve kardeşlerimden uzakta korkarak geçirsem de benim güvende hissetmem için salonda benimle uyuyan babam ve annem sayesinde çabucak alıştım ve sevdim evimi. Tabi ki tüm yaramazlıklarımı yapacak cesareti de buldum aynı zamanda.
Daha sütten kesilmediğim için belki de, bir gün annemin göğsünde uyurken boynu bana öyle tatlı bir süt gibi geldi ki başladım cok cok! emmeye. patileri aça aça annemin boynunu çize çize hemde. Her uykumdan önce boynunu emdim o günden sonra.

Harika oyunlar oynadık ailecek, aşılara gittik ve hep uslu kızım, asil kızım, Minnazım diye sevdiler beni. Bende onları çok sevdim. En uslu kedi dediler veterinerler bana. Çok güzel dediler her defasında.
Annem babam onlar öyle dedikçe daha çok gururlandılar benle.. Kısacası mutlu bir çekirdek aileydik biz...

Ve işler böyle giderken birgün Pertev çıkageldi... Aman allahım delinin tekiydi. Vırvır bir ömür törpüsü. Çok küçük olduğu için kıyamasam da, annemle babama tribimi attım her kardeş sahibi olan çocuk gibi. Baktım annem ağlamaya başladı. Kıyamadım ona, tekrar eski Minnaz oluverdim bende.
Ama Pertevi de çok sevdim. Biraz fazla konuşup, olmadık yerde karşıma çıkıp üstüme atlaması dışında tabi...

minnazp

Ben büyüdüm, Perto büyüdü.( Ben ona Perto derdim.. ) Ergenlik, buluğ çağı derken. Biz birbirimizden hoşlanmaya başladık Pertev'le. Ve birgün herkesler uyurken birbirimize aşkımızı ilan ettik:)
Annemler nasıl karşılar kızarlar mı diye üzülüyorduk ki. Bizden mutlu olduklarını anladık.Rahatladık....
Ve ben ilk bebeklerimize hamile kaldım.. Her ne kadar hamile bir anne adayı olsamda annemin uyumadan önce boynuna sokulup cok! cok! emmeye devam ettim her zaman.

2 ay çabucak geçti. Ama ben hala doğum yapamadım. Ailem çok endişenmeye başladı. Çünkü götürdükleri 2 veterinerde ısrarla hamile olduğumu ve herşeyin yolunda olduğunu, bugün yarın doğum olacağını söylediler. Zaman geçti ama bebekler gelmedi. En sonunda pyometra belirtileri göstermeye başladığımda korku ile beni başka bir veterinere götürdüler.
Ve malesef karnımda bebek yoktu vardıysa da büyümeden ölmüştü ve ben bir rahim enfeksiyonu olan pyometra olmuştum. Acil kısırlaştırma operasyonum yapıldı. Ama bu arada çok tehlikeli bir hastalık olan FIB testim pozitif çıktı. 10 gün çok zor günler geçirdim.. Annem ve babam her defasında geldi sevdi aradı beni. Onları yakınımda görünce öyle mutlu oluyordum ki
son gücümle miyavlıyordum beni sevsinler diye. Ve onlar beni çok sevdiler. Ama ben çok yorulmuştum ve bu çok zor bir hastalıktı.
Bütün bu acılara daha fazla dayanamayacağımı anladım....Yoruldum ve

Melek Oldum...

minnaz8

Beni özleyeceklerini, ağlayacaklarını, kahrolacaklarını bilsem de gitmek zorunda kaldım. Hastalık güçlüydü çünkü,bense halsiz ve yorgun...
Ama biliyordum ki ve hala biliyorum.. Onlar bana aşıktı...ve biliyordum ki ilk aşklar unutulmaz ve asla yeri dolmaz...

minnaz9

Hem onları Perto ya bıraktım. Yalnız kalmalarına gönlüm asla razı gelmezdi. Evimize çok yakın bir yere gömdüler beni. Biliyorum ki annem ne kadar yanıma gelmeye kalbi dayanmasa da camdan gördüğü kadar bakıp ağlar arada bir. Ve hala özler beni. Belki de benim sayemde sıkı bir hayvansever oldu. Her kediye köpeğe yardım eder.
Ama beni hala çok özler... Ben melek oldum ya şimdi.. "Tekrar gelirsin bana belki başka bir vücut da bul beni mutlaka" diye konuşur benimle. Bense onu hep izlerim uzaktan. Bilir bunu bende bilirim.

minnaz3

He unutmadan annemle babam sonradan araştırdı bayağı erken anne sütünden kesilen kedilerin bağışıklık sistemi çok güçsüz oluyormuş ve hastalıkları kapmaları daha kolay veya mücadele etmeleri çok daha zor oluyormuş. Anne sütünü tam almadan ve bunu bilerek sahiplenmemek gerekiyormuş. Aman dikkat edin emi... Başka kedilerin belki daha çok şansı olabilir...
Ve tüm kedilerin bir yuvası olsun ve benim kadar şanslı olsunlar diye burdaki bakanlar kuruluyla görüşmelerimiz sürüyor. Az değiliz çok kalabalığız. Ve Orada bizim için birşeyler yapan herkese müteşekkiriz....

Etiketler
hikayeler